Fon Mгјziдџi Tгјrklerin Tгјylerini Diken Diken Eden Marеџlarд± < POPULAR — 2024 >

Türk tarihinin derinliklerinden süzülüp gelen marşlar, sadece birer müzik eseri değil; bir milletin var oluş mücadelesinin, kahramanlıklarının ve hüzünlerinin ritmik birer özetidir. Dinleyenlerin "tüylerini diken diken eden" bu eserlerin arkasında, savaş meydanlarından diplomatik krizlere kadar uzanan çarpıcı hikayeler yatar. 1. Ceddin Deden (Mehter Marşı)

Birçok kaynağa göre bu marşın aslı, I. Dünya Savaşı sırasında Kafkas Cephesi için bestelenen **"Kafkasya Marşı"**dır. Enver Paşa'nın kardeşi Nuri Paşa komutasındaki Kafkas İslam Ordusu 'nun 1918'de Bakü'ye girişi üzerine söylenmeye başlanmıştır. Ceddin Deden (Mehter Marşı) Birçok kaynağa göre bu

Hüznü ve kahramanlığı aynı anda yaşatan bu marş, Türk tarihinin en şanlı savunmalarından birini anlatır. Hüznü ve kahramanlığı aynı anda yaşatan bu marş,

Bugün en çok bilinen "Ceddin Deden" marşının sözleri, sanılanın aksine çok eski değildir. Bestekâr İsmail Hakkı Bey tarafından 1917 yılında, I. Dünya Savaşı'nın zorlu günlerinde orduya moral vermek amacıyla yazılmıştır. bağımsızlığın sembolü haline gelmiştir. II.

Kurtuluş Savaşı'nın kazanılmasının ardından, marşın sözlerindeki "Kafkasya dağlarında" ifadesi "İzmir'in dağlarında" olarak değiştirilmiş ve Cumhuriyet'in, bağımsızlığın sembolü haline gelmiştir.

II. Mahmud döneminde Yeniçeri Ocağı ile birlikte mehterhane de kapatılmış ve tüm marşlar yakılmıştır. Yaklaşık 88 yıl süren sessizliğin ardından, Enver Paşa'nın çabalarıyla 1914'te yeniden canlandırılmıştır.

Kurtuluş Savaşı devam ederken, I. İnönü Savaşı sonrasında ordunun ve milletin moralini yükseltmek amacıyla açılan yarışma sonucunda seçilmiştir.